Korpus hemorajikum kistleri ultrasonografide tipik görüntüleri sayesinde

HEMORAJİK KİST (OVERDE KORPUS HEMORAJİKUM)
Yumurtalıklada (overde) en sık rastlanılan kistlerden birisi korpus (corpus) hemorajikum kistleridir. Bunlar yumurtlama döneminde yumurtalıklarda follikül kisti veya korpus luteum içerisine kanama olması nedeniyle oluşurlar. Korpus hemorajikum kanamalı cisim amlamına gelir. İçerisine kanama olması ile folikül kisti veya korpus luteum bir miktar büyür ve genellike 4-5 cm boyutlarında kırmızı mor renkte korpus hemorajikum kistleri meydana gelir. Bu kistler genellikle sağ veya sol tek yumurtalıkta görülür nadiren iki yumurtalıkta birden görülebilir. Özellikle hamilelik elde etmek için yumurtlama tedavisi verilen hastalarda daha sık rastlanırlar. Kanama bozukluğu ve pıhtılaşma problemi olan veya pıhtılaşmayı önleyici ilaç (halk arasında kan sulandırıcı) kullananlarda görülebilir. Kasık ağrısı veya ilişki sırasında ağrı gibi şikayetlere neden olurlar.

Tedavi:
Korpus hemorajikum kistleri ultrasonografide tipik görüntüleri sayesinde genellikle kolay tanınırlar. Bu kistler genellikle 4-6 cm arasında boyutlarda kistlerdir. Genellikle hiçbir tedavi verilmeden 1-2 ay içerisinde kendiliğinden kaybolan kistlerdir. Nadiren rüptür (yırtılma, patlama) veya torsiyon (burkulma, dönme) nedeniyle karın içerisine kanama ve şiddetli ağrı neticesinde bazen ameliyata kadar gidebilecek durumlara neden olabilirler. Ameliyat karın içerisine çok kanama olan acil durumlarda açık ameliyat şeklinde yapılabileceği gibi diğer zamanlarda laparoskopik olarak da yapılması mümkündür. Ameliyatta kist alınarak kanama durdurulur, nadiren kistin bulunduğu yumurtalığın tamamen alınması gerekebilir.

Tekrarlar mı?
Tekrar oluşma riski her kistte olduğu gibi bunlarda da vardır. Yumurtalık kanserine sebep olabilecek veya başka bir kanserle ilgili kistler değillerdir, tamamen selim (benign) karakterli iyi huylu kistlerdir.

PREMENSTRUEL SENDROM

PREMENSTRUEL SENDROM (ADET ÖNCESİ GERGİNLİK)
Adet öncesi gerginlik, premenstruel Sendrom (PMS) kadınlarda adet öncesi dönemde adetten yaklaşık 1 hafta önce başlayan ruhsal ya da fiziksel bir takım sıkıntılara ve gerginliklere verilen isimdir. Bu belirtiler genellikle adetin başlamasına 1 hafta kala ortaya çıkar ve adet görülmesiyle birlikte sıkıntılar azalır ve birkaç günde kaybolur.

PMS üreme çağındaki kadınlarda gözükse de; çok ender olarak ergenlik döneminden önce ve menapozda da görülebilir. Sıklıkla 30-45 yaş arası kadınlarda görülür.

Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Serotonin azlığı ile ilgili olabileceği düşünülmektedir. Premenstrüel sendrom gelişmesi için kadının adet görmesi veya rahminin olması şart değildir, rahmi ameliyatla alınmış (histerekromize) ancak yumurtalıkları bırakılmış kadınlarda da PMS gelişebilmektedir.

Şikayetlerin adet peryodunun ikinci döneminde yani adetten 1-2 hafta önce başlaması, adetten hemen önce şiddetlenmesi ve adetle birlikte kaybolması çok tipiktir.

Şikayetler çok çeşitlilik gösterir:
Baş ağrısı ve migren atakları. Bulantı, kusma. Depresyon. Duygusal labilite. Hafıza kaybı . Kolay öfkelenme, sinirlilik . Etrafa sataşma. İntihar ve suç işlemeye eğilimi. Konsantrasyon güçlüğü. Uykusuzluk. Çarpıntı. Denge bozuklukları. Eklem ağrıları (artralji). Karında şişkinlik. Göğüslerde şişkinlik ve ağrı. Halsizlik. Kabızlık (konstipasyon). Kasıklarda ağrı. Kilo alma. İştah artması veya azalması. Ödem ve şişkinlikler. Sıcak basmaları. Ses ve kokulara hassasiyet. Sırt ve bel ağrıları. Ciltte yağlanma ve sivilcelenme (akne) şikayetleri görülebilmektedir.

KISIRLIK TEDAVİSİNDE AKUPUNKTUR

TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE AKUPUNKTUR
KISIRLIK TEDAVİSİNDE AKUPUNKTUR UYGULANMASI
Akupunktur bir çok hastalığın tedavisi için uygulanan çok eski bir Çin kökenli tedavi yöntemidir. Akupunkturun kısırlık (infertilite) tedavisinde uygulanması ise son yıllarda artmıştır. Bu konuda özellikle tüp bebek uygulanan hastalara başarı şansını arttırmak için ek olarak akupunktur uygulanmaktadır.

Peki akupunktur tüp bebekteki başarıyı nasıl arttırıyor? Bu açıklamak için öne sürülen başlıca mekanizma akupunturun endorfin benzeri hormonları arttırarak anne adayındaki stresi azaltması ve ayrıca rahim içerisine verilen embriyonun daha iyi tutunabilir (implantasyon) hale gelmesini sağlamasıdır. Zaten tüp bebek tedavilerindeki başlıca başarıyı etkileyen faktörler de bunlardır. Akupunktur genellike embriyo transferinden yarım saat önce ve yarım saat sonra olmak üzere iki seans uygulanmaktadır.

Akupunkturun tüp bebek uygulamalarındaki başarı şansını arttırdığını gösteren bazı bilimsel çalışmalar vardır. Ancak bazı bilim adamları da bu konuda daha büyük ve daha fazla çalışmaların yapılması gerektiğine inanmaktadır. 2008 yılında yapılan ve 7 çalışmadaki toplam 1336 kadını kapsayan bir çalışmada akupunktur yapılan ve yapılmayan tüp bebek hastaları karşılaştırılmıştır, sonuçta akupunktur uygulanan hasta grubunda gebelik oranları daha yüksek saptanmıştır. 2010 yılında yapılan bir kaç çalışmada ise akupunkturun tüp bebek başarısını arttırmadığı görülmüştür.